Evrim kuramına (Darwinizm) karşı yapılan yorumlar (eleştiri diyemiyorum) arasında en popülerlerinden biri bu: Bu karmaşık yaşam formları rastgele oluşmuş olabilir mi?
Türlerin Kökeni‘nin yayınlanmasından 150 yıl sonra hala bu yorumun yapılması oldukça büyük bir acizliğe işaret ediyor. Bu acizlik kitapçıya gidip Türlerin Kökeni‘ni alıp okuyamama acizliği. Hadi Türlerin Kökeni‘ni geçtim, evrim konusunda yazılmış ve Darwinizmi basitçe anlatan onlarca kitap mevcut. Bunların herhangi birini alıp anlamak amacıyla okuyan biri, bu eleştirinin geçersiz olduğunu kolaylıkla görebilir.
Ama tabii ki insanlar bu kurama anlamak amacıyla yaklaşmıyor. Önyargılar tembellikle birleşince ortalıkta “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş” (Uğur Mumcu’ya saygılar) insanlar dolaşıyor. “Kafası çalışan her insan canlıların rastgele süreçler sonucu oluşamayacağını idrak edecek zekadadır” demeyi çok seviyor bu tembeller.
Daha önce bin kere söylenmiş ve yazılmış olmasına rağmen ben de söyleyeyim. Evrim rastgele bir süreç değildir, hatta rastgeleliğin tam tersi bir süreçtir.
Örneklerle açıklayalım:
Elimde 100 tane zar olsun ve ben bu zarları atarak 100 tane 6 elde etmeye çalışayım. 100 zarı aynı anda atıyorum ve büyük olasılıkla yüzü de 6 gelmiyor. Tekrar atıyorum. Yine hepsi 6 gelmedi. Tekrar atıyorum…
İşte bu rastgele bir süreçtir ve istediğim sonucu (100 tane 6) elde etmem çok zaman alacaktır. Tembeller evrimi de böyle bir süreç sanıyor. Böyle bir süreçte istenilen örgünün şans eseri kendiğilinden ortaya çıkması çok zordur ve eğer evrim böyle çalışsaydı, yapılan eleştiri geçerli olurdu. Zira bırakın 100 tane 6′yı, insan gözü gibi karmaşık yapıların buna benzer bir süreçle oluşmuş olması pek de inanılır değil.
Şimdi yine zar örneğine geri dönelim ama bu kez örneğe bir de seçilim faktörü ekleyeceğim. 100 zarı atıyorum ve 6 gelenleri bir kenara ayırıyorum. Kalanları tekrar atıyorum ve yine 6 gelenleri ayırıyorum. 6 gelenleri ayırmam sürecin doğasını oldukça değiştiriyor çünkü her atışta istediğim örgüye daha da yaklaşıyorum. Bu süreci böyle devam ettirdiğim takdirde, seçilimin olmadığı önceki sürece göre çok daha hızlı bir şekilde 100 tane 6′yı elde edeceğim. Seçilimin varlığı olayı rastgele olmaktan çıkarıyor çünkü ben hiç de rastgele olmayan bir biçimde sürece müdahale ediyorum.
Evrim süreci ilk örneğe değil, seçilimin olduğu bu ikinci örneğe benziyor. Seçilimi yapan bir özne değil doğanın kendisi (doğal seçilim! kuramın göbeğinde yatıyor kendisi, görmek bu kadar zor mu?). Rastgele süreçler sonucu (mutasyon) ortaya atılan formlar doğa tarafından seçiliyor. Seçilenler yine rastgele süreçler sonucu yeni formlar “öneriyor”, doğa da bunlar arasından daha “uygun” olanları ayırıyor. Bunun böyle devam etmesi de tasarım ve işlev ortaya çıkarıyor. Yalnız bu tasarım benim zar örneğimdeki gibi bilinçli bir tasarımcı tarafından değil, doğal süreçler sonucu meydana geliyor.
Mutasyonlar rastgeledir, doğal seçilim değildir. Doğal seçilimin varlığı evrim sürecini rastgele olmaktan çıkarır.
Tembellere duyurulur.